HUKUK SİYASETİN KÖLESİ OLABİLİR Mİ, OLMALI MI, OLACAK MI?

Standart

Yazar : Dunja Mijatović, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyoneri

Tercüme : Hukukun Üstünlüğü Platformu (Twitter)

İlk Yayın Tarihi : 03 Eylül 2019

Orjinal Yazı: Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonerliği

Dunja Mijatović, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyoneri

Yargıçların ve Yargının Bağımsızlığı Tehdit Altında

Yargının bağımsızlığı hukuk devletini güçlendirir. İnsan haklarına riayet edilmesi ve demokrasinin işlerliği için hayati öneme haizdir. Kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil yargılanma temel bir insan hakkıdır ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi ve birçok ulusal ve uluslararası yasal metinlerde koruma altına alınmıştır.

Okumaya devam et

HUKUK FELSEFESİ ANA AKIMLARINDA NORMLARIN VAROLUŞSAL KÖKENİ

Standart

Yazan : Vahap Ovacı

Hukuk Tabletlerini Teslim Ederken, Cosimo Rosselli, 1481
Sistin Şapeli, Vatikan, Kaynak: pixels.com

İnsanın yaratılış nitelikleri, neslini devam ettirme isteği ve doğal şartlar başta olmak üzere çeşitli mücadelelerde bulunmak zorunda olması, onun toplum içinde yaşamasını gerektirmektedir. Bu durum insanoğlunun yaratılışında bulunan sosyal bir varlık olması özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Okumaya devam et

Japonları aklımıza gelen her konuda örnek alabilir miyiz?

Standart

Japonya’daki Cinsiyetçilik Probleminin Kökleri çok Daha Derinlerde

  • Yazan : Hiroka Shoji
  • Shoji Uluslararası Af Örgütü için çalışan Doğu Asyalı bir araştırmacıdır.
  • Kaynak: Time.com
  • Orjinal Başlık : A Tokyo Medical School Rigged Exam Results to Favor Men. But Japan’s Sexism Problem Runs Even Deeper
  • İlk Yayın Tarihi: 26 Ağustos 2018
  • Tercüme : Melih R. Çalıkoğlu
Bir erkek Tokyo Tıp Üniversitesinden içeriye girerken. 8 Ağustos 2018. Bir gün önce Tokyo’da bir tıp fakültesi yürütülen bir incelemenin ardından giriş sınavlarında kadın öğrencilerin notlarını düzenli olarak düşürdüklerini itiraf edip, ayrımcılık için özür dilemişti. Kaynak: Kazuhiro Nogi—AFP/Getty Images

“Karımı bir kez daha dövdüm, çünkü kız bebek doğurmuştu.” Bunlar dedemin annemin doğduğu 1958 yılında günlüğüne yazdığı kelimeler.

Okumaya devam et

Adalet Anlayışının Temeli (3)

Standart

Yazan : Hikmet ANLAK

Jeolojik Adalet, Salvador Dali, 1936, Kaynak: www.salvador-dali.org

Müslümanların Güçle Olan İlişkisi

İslamcı iki grubun güç mücadelesinin bir  sonucu olarak ortaya çıkan, şimdilik karanlık yönleri, görebildiğimiz  ve anlayabildiğimiz yönlerinden daha fazla olan ve birçok insanın ölmesine ve yaralanmasına neden olan 15/7 şiddet olayları ile devamında bu çatışmanın oluşturduğu meşruiyet ve kitle desteğinden istifade edilerek yaşanan kötü olaylarla doğrudan veya dolaylı bir ilgisi olup olmadığına bakılmaksızın yüzbinlerce kişi hakkında yürütülen adli ve idari işlemler ve bunların en temel prensipler ile temel hak ve hürriyetler çiğnenerek yapılıyor olması muhafazakar mahallede derin bir sorgulama süreci başlattı. İnsanlar bir yandan kendi yurttaşlarına çekinmeden kurşun sıkabilecek vahşeti sergileyen İslamcıların, bu durumunu daha tartışmaya fırsat bulamamışken, bu vahşeti aratmayan insanlık dışı hukuki ve adli uygulamalara tanık oldular. Ortaya çıkan toplumsal yıkım öyle bir seviyeye ulaştı ki muhafazakar camiada neredeyse her evden bu uygulamalara maruz kalanlar oldu. 

Okumaya devam et

Adalet Anlayışının Temeli (2)

Standart

Yazan : Hikmet ANLAK

Çatışma, Michael Lang, Kaynak: Finearts.com

Bir önceki yazımıza “adalet” anlayışının toplumsal tarihsellik içinde nasıl ortaya çıktığını kısaca özetledikten sonra adaletin toplum tarafından nasıl algılandığını son derece güncel ve yakıcı bir örnek olan 15/7 şiddet olayları üzerinden tartışmaya başlamıştık.

Yaşananları olgular üzerinden incelediğimizde 15/7 şiddet olayları sonrasında yaşanan sürecin birbiriyle iç içe geçmiş ve bağlantılı farklı üç boyutu bulunduğunu görebiliriz.

Okumaya devam et

Adalet Anlayışının Temeli (1)

Standart

Yazan : Hikmet ANLAK

 

Adalet Tablosu, Ressam : Sonja Brzak, Kaynak: www.artmajeur.com

Doğa durumundan sonra toplum olarak yaşamaya başlayan insanoğlu, etkileşim halinde oldukları birey, toplum, tabiat ve tanrı ile olan ilişkilerini düzenleyecek ve yürütecek bir otoriteye ihtiyaç duymuşlar ve bundan da ilk devlet teşekkülü ortaya çıkmıştır.

Okumaya devam et