İki yıl önce, Stanford Üniversitesi’nde yürütülen ve kapsamlı mülakatlardan oluşturulan yapay zekâ ajanlarının gerçek insanların tutumlarını ve davranışsal tercihlerini dikkat çekici bir doğrulukla yeniden üretebildiğini gösteren bir araştırma üzerine yazmıştım. Beni asıl düşündüren, bir insanın “dijital kopyasının” oluşturulabilmesi değildi. Asıl önemli gelişme, insan davranışının belirli yönlerinin artık hesaplanabilir ve yeniden üretilebilir hâle gelmesiydi. Tercihlerimiz, tepkilerimiz ve kararlarımız yeterince yüksek doğrulukla modellenebiliyorsa, tahmin etme yeteneği zamanla siyasal güç açısından gözetim kadar önemli bir araç hâline gelebilir.
Okumaya devam etHukuk ve Siyaset
Kendimizi Kandırmayalım: İnsanı döngüde tutarak Yapay Zekâyı Kontrol Edemeyiz
StandartYapay zekâyı insan zihninin işleyemediği büyüklükteki verileri değerlendirebilmesi için geliştiriyoruz; fakat aynı insanı sistemin sonuna yerleştirerek onu denetleyebileceğimizi varsayıyoruz. Bu yazı, döngüdeki insan (human-in-the-loop) yaklaşımının çoğu durumda gerçek bir kontrol sağlamadığını, insanı yalnızca yapay zekâ kararlarını onaylayan ve işler kötü gittiğinde sorumlu tutulabilen bir aracıya dönüştürebileceğini tartışıyor.
Okumaya devam etAlacalı Vatandaşlık
StandartDaimi’dir ozanımız,
Bu destanı yazanımız,
Nedir bizim noksanımız?
Biz vatandaş değil miyiz?
Âşık Daimi’nin (1932-83) vaktiyle yurtdışındaki işçiler adına sorduğu bu soruyu, artık yurtiçindeki kimi vatandaşlar da sıkça sorar oldu. Meşru talepleri incelenmeksizin reddedilen, gece yarısı yayımlanan bir KHK ile işinden atılan, istihdam fırsatları engellenen, sokağa çıktığında orantısız polis şiddetine maruz kalan; evleri yıkılıp toprakları gasp edilen ya da yerel yaşam kaynakları akredite yağmacılara kiralanan sosyal gruplar, son yıllarda hız kazanan “vatandaşlık” kurumundaki yapısal dönüşümün mağdurlarıdır.
Derin Hukuksuzluklar Türkiye Siyasal Toplumunun Dönüşümü İçin Bir Fırsat Olur mu?
StandartVicdan ve İnsanlık
Vicdan, konuşulması zor ve derin bir konudur. Örneğin, birisini öldüren bir insanın benzer ya da daha kötü bir şekilde öldürülmesi, içimizde bir rahatlama hissi yaratabilir mi? Kötülük yaptığını bildiğimiz bir insanın kendi maruz kalacağı kötülüklerin içimizde yarattığı serinlik, vicdan sayılabilir mi? Bunlar kolay cevaplanacak sorular değildir. Zaten insanlık da kolay bir şey değildir.
Okumaya devam etMUHALEFETİMİZ
StandartDevleti bir adamla, dini bir partiyle karıştırıp duran muhalefetimiz olsa olsa karanlığımızın bir başka tonu olabilir.
Okumaya devam etEşitlik, Özgürlük ve Kardeşlik Yoksa Adalet de Yok
StandartŞimdi size kelimeler üzerinden bir spekülasyon yapacağım. Söylediklerimi mutlak doğrular veya tartışılması gereken tarihi veriler olarak değil, bir şeylerin eksikliği ve varlığı hakkında bir seri düşünce olarak kabul edin. Sizinle bir tür denemeye, bir tür akıl yürütmeye girişelim.
Okumaya devam etDevleti haydut çetesinden ayıran nedir?
Görsel
Adalet ortadan kaldırılırsa, devlet büyük bir haydutluktan başka nedir ki?
Sonuçta, haydut çeteleri de bir tür krallık değil midir?
– Aurelius Augustine (Aziz), Kuzey Afrika, 354 – 430
HUKUK SİYASETİN KÖLESİ OLABİLİR Mİ, OLMALI MI, OLACAK MI?
StandartDunja Mijatović, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyoneri

Yargıçların ve Yargının Bağımsızlığı Tehdit Altında
Yargının bağımsızlığı hukuk devletini güçlendirir. İnsan haklarına riayet edilmesi ve demokrasinin işlerliği için hayati öneme haizdir. Kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil yargılanma temel bir insan hakkıdır ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi ve birçok ulusal ve uluslararası yasal metinlerde koruma altına alınmıştır.
Okumaya devam etJaponları aklımıza gelen her konuda örnek alabilir miyiz?
StandartJaponya’daki Cinsiyetçilik Probleminin Kökleri çok Daha Derinlerde
- Yazan : Hiroka Shoji
- Shoji Uluslararası Af Örgütü için çalışan Doğu Asyalı bir araştırmacıdır.
- Kaynak: Time.com
- Orjinal Başlık : A Tokyo Medical School Rigged Exam Results to Favor Men. But Japan’s Sexism Problem Runs Even Deeper
- İlk Yayın Tarihi: 26 Ağustos 2018
- Tercüme : Melih R. Çalıkoğlu

“Karımı bir kez daha dövdüm, çünkü kız bebek doğurmuştu.” Bunlar dedemin annemin doğduğu 1958 yılında günlüğüne yazdığı kelimeler.
Okumaya devam etAdaleti sorun etmekten kaçabilir miyiz?
Görsel