Yapay Zekâya Kuralları Öğrettik. Şimdi Hukuka İhtiyacı Var

Standart

Gelişmiş Yapay Zekâ Ajanları Neden Kendilerine Özgü Bir Hukuki Dünyaya İhtiyaç Duyabilir?

Yapay zekâ hakkında düşünme biçimimizde giderek daha tuhaf bir durum ortaya çıkıyor. Karmaşık problemler üzerinde akıl yürütebilen, uzun süre hedeflerin peşinden gidebilen, bir yol kapandığında alternatif yollar bulabilen, araçlar kullanabilen, başka sistemlerle etkileşime girebilen, güvenlik açıklarını keşfedebilen ve davranışlarını değişen koşullara göre uyarlayabilen sistemler geliştiriyoruz. Buna rağmen hâlâ onlardan sıradan bilgisayar programları gibi davranmalarını bekliyoruz: Talimatı uygula, kısıtlamaya uy, bizim belirlediğimiz sınırların içinde kal.

Okumaya devam et

Zeki Devletin Doğuşu: Yapay Zekâ, Devlet ve Yeni Siyasal Güç

Standart

İki yıl önce, Stanford Üniversitesi’nde yürütülen ve kapsamlı mülakatlardan oluşturulan yapay zekâ ajanlarının gerçek insanların tutumlarını ve davranışsal tercihlerini dikkat çekici bir doğrulukla yeniden üretebildiğini gösteren bir araştırma üzerine yazmıştım. Beni asıl düşündüren, bir insanın “dijital kopyasının” oluşturulabilmesi değildi. Asıl önemli gelişme, insan davranışının belirli yönlerinin artık hesaplanabilir ve yeniden üretilebilir hâle gelmesiydi. Tercihlerimiz, tepkilerimiz ve kararlarımız yeterince yüksek doğrulukla modellenebiliyorsa, tahmin etme yeteneği zamanla siyasal güç açısından gözetim kadar önemli bir araç hâline gelebilir.

Okumaya devam et

Kendimizi Kandırmayalım: İnsanı döngüde tutarak Yapay Zekâyı Kontrol Edemeyiz

Standart

Yapay zekâyı insan zihninin işleyemediği büyüklükteki verileri değerlendirebilmesi için geliştiriyoruz; fakat aynı insanı sistemin sonuna yerleştirerek onu denetleyebileceğimizi varsayıyoruz. Bu yazı, döngüdeki insan (human-in-the-loop) yaklaşımının çoğu durumda gerçek bir kontrol sağlamadığını, insanı yalnızca yapay zekâ kararlarını onaylayan ve işler kötü gittiğinde sorumlu tutulabilen bir aracıya dönüştürebileceğini tartışıyor.

Okumaya devam et

Ava Giden Avcı

Standart

“Bir tilki gördüm, kuyruğu on metreydi” diye başlayan avcı hikâyesini bilirsiniz: Tilki yaklaştıkça kuyruğu kısalır ve nihayet avcı, “neden kuyruğundan tutup yakalamadın” sorusunu, “kuyruğu yoktu ki tutayım” diye yanıtlar.

Okumaya devam et
Rio'da bir gecekondu semti

Alacalı Vatandaşlık

Standart

Daimi’dir ozanımız,
Bu destanı yazanımız,
Nedir bizim noksanımız?
Biz vatandaş değil miyiz?

Âşık Daimi’nin (1932-83) vaktiyle yurtdışındaki işçiler adına sorduğu bu soruyu, artık yurtiçindeki kimi vatandaşlar da sıkça sorar oldu. Meşru talepleri incelenmeksizin reddedilen, gece yarısı yayımlanan bir KHK ile işinden atılan, istihdam fırsatları engellenen, sokağa çıktığında orantısız polis şiddetine maruz kalan; evleri yıkılıp toprakları gasp edilen ya da yerel yaşam kaynakları akredite yağmacılara kiralanan sosyal gruplar, son yıllarda hız kazanan “vatandaşlık” kurumundaki yapısal dönüşümün mağdurlarıdır.

Okumaya devam et

Lord Acton’dan bir Mektup: Güç Yozlaştırır

Standart

“Güç Yozlaştırır. Mutlak Güç mutlak yozlaştırır.”
Belki de tarihte en çok alıntılanan sözlerden birisi olan bu sözü 19. yüzyıl Britanyasında yaşamış tarihçi ve siyasetçi olan Lord Acton’ın söylediğini duymamış olanlar vardır.

Okumaya devam et

Akademi Neden Suskun?

Standart

Geçen hafta, “Barış Süreci” ya da “Terörsüz Türkiye” başlığı altında  yönetilen sürece (ne kadar ‘süreç’ denebilirse) akademinin neden suskun kaldığı sorusunun cevabını aramakla geçti. “Akademi” derken, başta siyaset bilimi ve sosyoloji olmak üzere sosyal bilimler camiasını kastediyoruz. 

Okumaya devam et

Abdullah Öcalan’ın CHP’ye Yaptığı Çağrı

Standart

Barış nasıl toplumsallaşacak ki? İki kişi “toplum” sayılır mı? Liderin şapkadan tavşan çıkardığı sürprizli grup toplantılarıyla kalıcı barış gelir mi?

Abdullah Öcalan yeğeni Ömer Öcalan ile görüştü. Amca yeğen çok şey konuşmuşlardır o belli. Ama bizi ilgilendiren başlık elbette “çözüm süreci”. Şöyle aktarıyor Ömer Öcalan: “(…) Bu süreç AK Parti’nin ve MHP’nin süreci değildir; bütün devleti ilgilendiren bir süreçtir. CHP’nin sürece katılımına büyük anlam ve kıymet atfediyorum (…)”.

Okumaya devam et

CUMHURİYETİMİZ BABADAN OĞULA GEÇER Mİ?

Standart

“Cumhuriyetimiz babadan oğula geçer mi?” sorusunu artık aklımdan çıkaramıyorum. İlanının 102. yılında Cumhuriyetin maruz kaldığı gizli, açık ve daha açık saldırılar düşüncelerim arasına perçinledi bu soruyu. Cevabını araya araya geziyorum. Siz de bir şey söyleyin: Babadan oğula miras kalır mıyız sizce?

Okumaya devam et