
Modern demokratik toplum, güç, hukuk ve bilgi tecrübesinin radikal bir biçimde belirsiz olduğu bir yapıdır.
– Claude Lefort, Fransa, 1924 – 2010

Modern demokratik toplum, güç, hukuk ve bilgi tecrübesinin radikal bir biçimde belirsiz olduğu bir yapıdır.
– Claude Lefort, Fransa, 1924 – 2010
Dunja Mijatović, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyoneri

Yargıçların ve Yargının Bağımsızlığı Tehdit Altında
Yargının bağımsızlığı hukuk devletini güçlendirir. İnsan haklarına riayet edilmesi ve demokrasinin işlerliği için hayati öneme haizdir. Kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil yargılanma temel bir insan hakkıdır ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi ve birçok ulusal ve uluslararası yasal metinlerde koruma altına alınmıştır.
Okumaya devam et
Biz toplum değiliz. Hiç bir zaman da olmadık. Biz devlet olmazsa darmadağın oluruz.
– Ahmet Arslan, Türkiye, 1944 –
Yazan : Nejla Kurul
Kaynak : ÖzgürDenizli
Yayın Tarihi : 8 Temmuz 2019

Yerel yönetimlerde çeyrek yüzyıldır, merkezi hükümette ise 17 yıldır iktidar olan AKP “kültür alanında iktidar olamadık” itirafında bulunuyorsa bunun siyasal iklim, gündelik hayat ve eğitimle bir ilişkisi olmalı. “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın“Biliyorsunuz, siyasal iktidar olmak başka bir şeydir. Sosyal ve kültürel iktidar ise başka bir şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz siyasî iktidarız. Ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var” deyişi ile AKP tabanındaki bilgi eksikliği ve dindar aydınların kültür üretimindeki sınırlılığın farkında olduğu görülüyor.
Okumaya devam et
Düşünce ustalarım öteki dünyada daha çok mevcut olabilmek için bu dünyadan çekilmemi, Modern ustalarım ise aksine, deneyle doğrulanmayan hiçbir şeyi kabul etmememi, dogmacı apriori’lerden ve arzularını gerçeklik zanneden düşlerden sakınmamı öğütlerler.
– Daryush Shayegan, İran, 1935 – 2018

“Karımı bir kez daha dövdüm, çünkü kız bebek doğurmuştu.” Bunlar dedemin annemin doğduğu 1958 yılında günlüğüne yazdığı kelimeler.
Okumaya devam etSİYASETİ ÇATIŞMA ÜZERİNDEN OKUMAK KADERİMİZ Mİ?

Not: Makalenin ilk yazım dili olan İngilizce sürümüne BURADAN erişebilirsiniz.
Şu bizim eski uğraşımız, insanın toplumsallığını açıklama için sergilediğimiz gayretkeş ve hiç bitmeyen çaba, en derindeki anlamları arayışımızın insan toplumunun en derinlerde nasıl çalıştığını ortaya çıkarışımız insan oğlunun en büyük zihinlerinin, büyük düşünürlerin ve filozofların da var olmasını haklı kılan gerekçelerdir.
Okumaya devam et
Is there anything beyond Politics of Conflict?
That old endeavor, the diligent and never ending effort to explain man’s sociality, the search for the deepest meaning leading us to the inner working of human society is the reason that worths the existence of all the great philosophers that man kind ever generated.
The undeniable and the unimaginable discrepancies of man’s action as a social agent, his contradictions dashing between concepts of good and evil, just and unjust and the ramifications of his acts that redesign and reproduce the society he is within might be some of the concerns and reasons that caused so many intelligent people to devote their lifetime to the holy grail of explaining the “major” trends what defines a society, Could it be the inconclusiveness and unattainability of such a task that made this endeavor such enticing to those big minds?
Okumaya devam etYazan : Fahrettin Dağlı

Yıllardır bazı yanlışları dile getirmeye çalışıyoruz. Ne kadar isabet edip etmediğimizi tarih yorumlayacak ve hakkını teslim edecek.
Her şeyden önce maksadım, Allah’a ve ahiret gününe iman eden birisi olarak hesap gününe bir mazeret bırakmak… Bugüne dair sual sorulduğunda verilebilecek makul bir mazeretimiz olsun. Tıpkı israiloğullarının ‘Cumartesi Yasağı’na uymayan topluluğa ‘hakkı ve adaleti’ hatırlatanlara ‘Size ne oluyor? Bırakınız kim ne yaparsa yapsın, her kesin günahı kendisine’ diyenlere karşı ifade ettikleri; “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)…”
Okumaya devam et
Doğu dış dünyayı değiştiremeyeceğini çok çabuk anladı, esrar dumanlarından ördüğü has bahçede şarkılar söylemeyi, kaderle boğuşmaya tercih etti.
– Cemil Meriç, Türkiye, 1916 – 1987