GERÇEKLE HER YÜZLEŞTİĞİMİZDE: KAPTAN COUSTEAU ÇELİŞKİSİ

Standart

Bu dünyadan bir Kaptan Cousteau geçti. 1980’lerde çocuk olanlar, yani benim kuşağım, iyi tanırız onu. Yüzünden gülümsemeyi hiç eksik etmeyen, dalgıç kıyafetinden başka şey giymeyen bir bilim adamıydı. Televizyon teknolojisinin evlerimize getirdiği en etkileyici isimlerden biriydi, Jacques-Yves Cousteau (1910 – 1997).

Kaynak: Pinterest

Deniz subayı, okyanus uzmanı, belgeselci ve otonom dalgıç giysisinin mucidi Kaptan Cousteau, deniz altı dünyasının keşfi konusundaki en yetkin isimlerden biriydi. “Herkese, ulaşılmaz ve bilinmeyen yerleri tanıtmak” için Fransız ordusundan ayrıldı ve yıllarca dünyanın en ilgi çekici denizlerini gezdi. Su altı belgeselleri çekerek dünyanın her yerinden insanlara, asla göremeyecekleri bir dünyanın kapılarını araladı. Bizler, Bay Cousteau’nun nefes kesici görüntüleri sayesinde biraz daha büyüttük hayallerimizi.

Kaynak: pickyourtravel.com

Kaptan Cousteau, elektronikleşmeye başlayan iletişim teknolojisinin etkisi ve sarsılmaz deniz tutkusu sayesinde büyük bir şöhret yakaladı. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda doğasever ve deniz altı meraklısı Kaptan’ın ekibine yıllarca mektup yağdırmıştı: “Onun sayesinde tanıdığı deniz altı güzelliklerinden nasıl etkilendiğini” ağdalı tasvirlerle anlatan… “Başarılarını öven” veya “hayranlıklarını dile getiren” her dilden sayısız teşekkür mektubu.

Bugünlerde bir twitin milyonlarca beğeni alması veya bir görüntünün milyar kez izlenmesi doğal karşılanabilir. Ama 1960’lı yıllarda sadece mektup vardı ve dünyanın her yerinden yaptığınız işe özendiğini anlatan sonu gelmeyen mektuplar almak, çok sıra dışı bir durumdu. Bu küresel popülarite, Kaptan Cousteau’da “kimi araştırma seferlerine izleyicilerinden bazılarını dahil etme” fikri doğurdu. O da binlerce mektup arasından en “tutkulu” ve “meraklı” olan birkaç tanesini seçerek yazarlarını keşif gezisine davet etti. Elbette davetlilerin herhangi bir mali yükümlülüğü olmayacaktı; limana gelmeleri yeterliydi. Sonraki günler zaten denizde geçecek ve masraflar araştırma bütçesinden karşılanacaktı. Kaptan Cousteau’nun teknesinde birkaç gün geçirip onunla birlikte okyanusa dalmayı hayal etsenize; ne büyük bir şans!

Kaynak: bilgipesinde.com

Ama öyle olmadı çünkü davete kimse olumlu cevap vermedi. Sırasıyla başkalarını davet etmek de işe yaramadı. Belgeselleri izleyen herkesin büyülendiği ve Kaptan ile ekibini takdir ettiği doğruydu… Su altındaki rengarenk yaşam zihinlerde büyük bir hayranlık ve tutku doğuruyor, dünyanın her yerinden sayısız insana heyecanlı mektuplar yazdırıyordu ama gerçekte hiç kimse “dalmaya” hazır değildi.

Kaynak: pickyourtravel.com

Bu olay, bir belgeselin çekimine bizzat katılmanın, onu izlerken yaşanan coşku veya tutku halinden daha fazla bir şey olduğunu gösterdi: harekete geçme fırsatı doğduğunda sonsuz sayıda engel çıkıveriyordu: “yoğun iş programı”, “sağlık durumu”, “aile yükümlülükleri” veya diğerleri. Okyanusların renkli dünyası hakkındaki duygular, televizyondan izlenirken zirveye ulaşıyordu ama daha ötesi yoktu. Böylece, büyük hayranlarının bile Kaptan Cousteau olmak istemediği; sadece televizyon izlemek istediği anlaşılmış oldu.

Bu sıra dışı duruma “Kaptan Cousteau Çelişkisi” denildi; “izlerken/dinlerken büyük bir coşku veya hayal kırıklığı hissettiğimiz… Ve uğruna kendimizi adayabileceğimizi düşündüğümüz bir gerçeklikle bizzat yüzleştiğimiz anda duygularımızı saran duraksama/tereddüt hali” idi yaşanan.

Kaptan Cousteau Çelişkisi, neredeyse bütün toplumun hemfikir olduğu halde hiç kimsenin harekete geçmediği durumlardaki sosyolojik zıtlığı tanımlıyor. Örneğin “bir karavana atlayıp ülkeyi veya dünyayı gezmek” fikri hepimizin hissedeceği bir heyecan yaratıyor, ama gerçekte hiçbirimiz bunu yapmayız. “Düzenli spor”, “dengeli beslenme” gibi şeyler de hem dillerden düşmeyen hem de kimsenin uğraşmadığı Kaptan Cousteau Çelişkileri.

Bu ülkede başkaca sosyolojik çelişkilerimiz de var. Örneğin “kedilerin bacaklarının kesildiğini”, “köpek yavrularının zehirlendiğini”, “yunusların kurşunlandığını” anlatan haberler ne kadar da yaralayıcı değil mi! Acılarını içinde hissetmeyen kimse yok ama bu vahşete karşı koyabilen kimse de yok! Tam bir Kaptan Cousteau Çelişkisi.

Kaynak: a3haber.com

Ormanlarımız her gün yanıyor, biliyorsunuz. Henüz yanmadıysa bir maden şirketini bekliyordur. Ağaçlarını satıp madenini çıkarır, oluşan çukurlara siyanür havuzları yapıp giderler. Sıradağlar boyu kaçarken yavrusunu kurtarabilen ceylanlar, tavşanlar, köstebekler büyük bir sürgün yaşar. Peki ne olur? Hepimiz sonsuz üzülürüz ama Kaz dağları nöbetine kimseler gitmez. Sonsuz sayıda üzüntünün hiçbir irade yaratmaması, bir Kaptan Cousteau Çelişkisi’dir.

Kaynak: Çanakkale Haber

Annemizin, kızımızın veya kız kardeşimizin geleceği için büyük umutlarımız var ama ya kadın cinayetleri? Hepimiz biliyoruz “cennetin anaların ayakları altında” olduğunu. “Kadınlar bizim partimiz sayesinde var oldu” diyen bile var ama hangimiz kılını kıpırdatıyor, Kaptan Cousteau mu?

Kaynak: Onedio.com

Meke gölü, Dipsiz Göl kurudu… Salda gölünde kepçeler çalışıyor… Manyas’ta Kuş Cenneti yok artık ve dağlarımızda keçilerimiz ihale usulü avlanıyor. Pimapenden kapı alüminyumdan çatı takılan, duvarlarına badana yapılan tarihi eserlerimiz var. Bunlar hepimizi kağıt kesiği gibi inceden acıtıyor. Milyonlarca sızımız var ama hepsi yapayalnız.

Kaynak: Haber7

Aslında Türkiye bir Kaptan Cousteau Çelişkileri yumağı gibi. İnternetin özgürlüğünden çocuklarımızın geleceğine, ülke topraklarımızın satışından ulusumuzun serveti olan kurumların kişiselleştirilmesine kadar birçok başlıkta yaşananlar hep bu kavramla ilişkili; yoğun duygularımıza, nefesini tutmuş bir hareketsizlik hali eşlik ediyor.

Kaptan Cousteau’nun ünlü keşif gemisi Calypso’nun, 2017 yılında, tamir ve restorasyon için getirildiği Yalova’daki bir tersanede yandığını biliyor musunuz! Çocukluk hatıralarımızın bir parçası, okyanuslarda geçen yarım asırdan sonra Yalova’daki bir hangarda yok olup gitti. Sanırım büyük okyanus bilimci Kaptan Cousteau’nun davet mektubuna, “Elbette, tabii ki varım! Söylediğiniz tarihte o limanda hazır olacağım” diye heyecanla cevap vermemiz artık daha da zor!

Uğur K.YİĞİT, Dr.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.