MACHIAVELLI VE PRENS

Standart

Bir filozof olmaktan ziyade bir devlet adamı olan Machiavelli, akademik felsefenin standartlarına uymaz.


Onun dönemi, Papalık ile şehir devletlerinin birbirleriyle ve İspanya ile Fransa gibi yabancı güçlerin sık müdahalesiyle iktidar uğruna savaştığı çalkantılı bir dönemdi. Dış politikanın yoğun şekilde etkilediği İtalyan hükümetlerinin iç politikası da karışıklık içindeydi; iktidar kısa sürelerde el değiştiriyordu. Machiavelli’nin memleketi Floransa da bu kargaşadan muaf değildi.

Okumaya devam et

Japon Toplumunda Zıhar

Standart

Medine sakinlerinden Havle binti Sa‘lebe kocasının kendisini “zıhar” ile boşaması üzerine Peygambere şikayette bulundu: Gençliğini verdiği, çocuklarını doğurduğu kocası onu boşayarak yaşlılığıyla başbaşa bırakmıştı. Zıhar, erkeğin eşine, “Senin sırtın bana annemin sırtı gibidir” demesinden ibaret olan, kadının kendini aniden sokakta bulduğu acımasız ve kesin bir boşama şekliydi. Havle’nin başına da işte bu gelmişti.

Peygamber zıhar konusunda yapacak birşeyi olmadığını söyledi. Bunun üzerine onunla da tartışan Havle doğrudan Allah’a seslenerek, “sıkıntısını bir vahiyle çözmesini” talep etti ondan. Peygamberle tartışıp, “Madem sen çözmüyorsun ben de doğrudan Allah’a açarım konuyu!” diyebilmek bugün kulağa nasıl geliyor bilmiyorum ama o günlerde vardı böyle şeyler ve işe de yaradı. Mücadele suresinin bazı ayetleri işte böyle indi:

Okumaya devam et

Gerçekten tek olan Allah’a mı iman ettik?

Standart

Müslüman olmak sadece tek bir Tanrı’ya inanmak değil, aynı zamanda sahte tanrılardan da kendini korumaktır. Genellikle bu tanrıları, taştan oyma eski pagan tanrılarıyla karıştırırız. Ancak işler bundan çok daha karmaşıktır. Bunlar, çoğumuzun (Müslüman olsun olmasın) zaten düştüğü ve hatta düştüğümüzün farkında bile olmadığımız sahte tanrılardır.

Okumaya devam et

Müslüman Aydınlanmasının Peşinde

Standart

Batı Aydınlanması’nın etkilerini gören her Müslüman, ister aynı yöntemleri kullanarak isterse tam karşı durarak, bir şekilde benzer başarıları elde etmeyi hayal ediyor. Kültürü, medeniyeti, ekonomisi ve siyaseti ile tüm dünyayı etkileyen bir İslam Medeniyeti’nin var olamayacağını mı düşünüyorlar? Aslında böyle bir İslam Medeniyeti zaten var olmuştu ve Müslümanlar, Batı Aydınlanması’nı tetikleyen bir Aydınlanma dönemini de zaten yaşamışlardı.

İbn-i Heysem çalışırken, Leonardo.ai kullanılarak üretildi
Okumaya devam et

Devlet, Tanrılar ve Çocuklarımız

Standart

Kendimizi atalarımıza kıyasla medeni, gelişmiş ve ilerici görürüz. Gerçekten de, çoğu kez onları geri kalmış, hatta sıklıkla barbar olarak görme eğilimindeyiz. Bunda da haksız sayılmayız. Bir düşünsenize ne kadar korkunç adetleri vardı. Çocukları tanrılara ve hükümdarlara kurban etmeleri gibi. Oysa biz medeni dünyamızda insan canına çok daha fazla değer veriyor, çocuklarımıza neredeyse tapıyoruz.

Okumaya devam et

Anasından Emdiği Süt Burnundan Gelen Çocuk!

Standart

Bebek katillerine bile dini karakter kazandıran fetvalar çoktan verildi. Devlet erkanı saf tuttu, Şeyhülislam cenaze namazlarını kıldırdı. “Caizdir” dediklerine bakılırsa Allah da analarından emdikleri süt burunlarından gelsin istiyor. O da hesabını sormayacaksa eğer, silin tarihten gitsin.

Uğur K.Yiğit, Dr.

Okumaya devam et

MÜSLÜMANLARIN OTORİTER İSLAM’A İTİRAZI: İRAN

Standart

Uğur K.Yiğit, Dr.

Biliyorsunuz, İran huzursuz bir ülke. Toplumsal karışıklıklar yaşaması ve bunları güç kullanarak yatıştırması adeta geleneksel bir hal aldı. Uluslararası medyaya yansıyan şeyler bu ülkede olan bitenin ne kadarı, gerçek fotoğraf nedir, bilmek imkansız. Kapalı bir rejim ve kapatılmış milyonlarca kafadan oluşan bir ülke İran.

Okumaya devam et

YAKIŞTI MI ENSAR’A, YAKIŞTI MI MUHACİR’E!

Standart

Anadolu her zaman çok göç aldı. Laf aramızda, biz de göç ederek geldik buraya. Ezelden beri ev sahibi değiliz yani. Çadırlarımızla geldiğimizde başka sahipleri vardı buraların. Bizler ise yeni bir hayat arayan yurtsuz göçmenler idik. Bunu hepimiz hatırlıyoruz değil mi? Her neyse…

Sonra Kırım’dan, Kafkasya’dan, Balkanlardan, Kuzey Irak’tan göçler oldu Anadolu’ya. Başka başka zamanlarda yüz binler, milyonlar katıldı aramıza. Sığıştık bir şekilde. Çeşit çeşit göçlerle çeşit çeşit yaşamlar kuruldu. Her birinde büyük zorluklar yaşandığına şüphe yok. Ama böylesi hiç olmadı; sanırım.

Okumaya devam et