Benim okuduğum ilk kitap “Peygamberler Tarihi” idi. Okuma yazmayı söktüğüm ilk günlerde teyzem tutuşturmuştu elime. Hemen de bitirdim elbette. Nasıl canlanmıştı bütün o hikayeler çocuk hayalimde: Salih’in devesi, Yusuf’un kuyuya atılışı, Adem, Havva, Kabil’in Habil’i öldürmesi falan… Sayfalar arasında kaybolduğum o ilk kitap ve hayal dünyama açtığın bu ilk pencere için teşekkürler teyzeciğim!
Batı Aydınlanması’nın etkilerini gören her Müslüman, ister aynı yöntemleri kullanarak isterse tam karşı durarak, bir şekilde benzer başarıları elde etmeyi hayal ediyor. Kültürü, medeniyeti, ekonomisi ve siyaseti ile tüm dünyayı etkileyen bir İslam Medeniyeti’nin var olamayacağını mı düşünüyorlar? Aslında böyle bir İslam Medeniyeti zaten var olmuştu ve Müslümanlar, Batı Aydınlanması’nı tetikleyen bir Aydınlanma dönemini de zaten yaşamışlardı.
İbn-i Heysem çalışırken, Leonardo.ai kullanılarak üretildiOkumaya devam et →
Immanuel Kant‘a göre aydınlanma, özgür irade ve anlayışla hareket etme yeteneğimizi kullanmamızı, kendi kararlarımızı vermeyi, başkalarının özgürlüğüne ve değerine saygı göstermeyi ve bilgili olmayı içerir. Immanuel Kant’ın aydınlanma konusundaki görüşlerini paylaştığı makalesini daha önce yayınlamış ve bu makaleden yapılabilecek çıkarımları paylaşmıştık. Şimdi size Kant’ın bakış açısıyla kendinizi test etme şansı veriyoruz.
Yapay Zeka’nın (Leonardo.AI) yorumuyla Immanuel Kant
Bu makale, Immanuel Kant‘ın 1784 yılında yazdığı “Cevap: Aydınlanma Nedir?” başlıklı çalışmasını detaylı bir şekilde ele alır. Makalenin daha önce yayınladığımız Türkçe tercümesine buradan ulaşabilirsiniz. Kant’ın Aydınlanma üzerine olan düşüncelerinin daha iyi anlaşılması ve okuyucunun bilgi birikimini genişletmek amacıyla bu değerlendirme yapılmıştır.
Makalenin odak noktası, Aydınlanmanın insan yaşamındaki önemine dair merak edilen soruları merkeze almak ve bu konuda Kant’ın görüşlerine dayalı açıklayıcı yanıtlar sunmaktır. Makalenin genel kurgusu ve sorulan sorular Melih R. Çalıkoğlu tarafından tasarlanmıştır. Sorulara verilen cevaplar, Kant’ın makalesini detaylı bir şekilde okuyarak yanıtlar üreten ChatGPT isimli yapay zeka tarafından sağlanmıştır.
Mikhail Alexandrovich Bakunin (1814-1876), Rus devrimci ve anarşist düşünürdür. Özgürlük ve eşitlik fikirlerini savunan Bakunin, devletin baskıcı bir kurum olduğunu savunmuş ve devrimci anarşizmin öncülerinden biri olmuştur. Kapitalizmin ve otoriter rejimlerin insan özgürlüğüne zarar verdiğine inanan Bakunin, toplumsal düzenin devrimle yıkılması gerektiğini savunmuştur. Toplumsal adalet ve kardeşlik üzerine kurulu bir federasyonu benimseyen Bakunin, işçi sınıfının özgürleşmesini ve devletin yerine öz-yönetimli toplulukların geçmesini savunmuştur. Bakunin’in fikirleri, bugün hâlâ anarşizm ve anti-otoriter hareketlerin temel kaynaklarından biridir.
Kendimizi atalarımıza kıyasla medeni, gelişmiş ve ilerici görürüz. Gerçekten de, çoğu kez onları geri kalmış, hatta sıklıkla barbar olarak görme eğilimindeyiz. Bunda da haksız sayılmayız. Bir düşünsenize ne kadar korkunç adetleri vardı. Çocukları tanrılara ve hükümdarlara kurban etmeleri gibi. Oysa biz medeni dünyamızda insan canına çok daha fazla değer veriyor, çocuklarımıza neredeyse tapıyoruz.
“Çin Hakkında Yanlış Anladığımız Şeyler” başlıklı video, Alex Stubb ve 2004 ile 2011 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yapmış Singapurlu eski bir politikacı ve tugay generali olan George Yeo arasında bir diyalogdur.
Hepimizin canını sıkan bir soruyla başlamak istiyorum. Ardından konuya farklı bir bakışı getirmek amacıyla bir spekülasyona girişeceğim. Böylece konu hakkındaki tartışmalara katkı yapmış olmayı umuyorum.
AKP’nin “Şam’da Cuma namazı kılma” vaadi gerçeğe oldukça yaklaştı. Şu farkla ki bu namazı Esed kıldıracak. Oysa Davutoğlu müezzin olacaktı, Erdoğan da imam. Kime niyet, kime kısmet!
Bu gidişata son vereceğimizi iddia ediyorsak, bir kişinin ruh halini devletin yürütmesi kılan, onu mahkeme kararına dönüştüren, kanunsuz bir inşaat iznine veya şaibeli bir ihaleye çeviren imza sahiplerinin gelecekteki durumunu şimdiden düşünmeliyiz.