
Doğa insanın özüne, erdemi ve ortak iyi için mücadeleyi öyle sağlam bir şekilde yerleştirmiştir ki, bu prensip insanın içindeki tüm çekici arzuları ve rahatlık beklentisini alt eder.
– Marcus Tullius Cicero, Roma Cumhuriyeti, M.Ö 106 – 43

Doğa insanın özüne, erdemi ve ortak iyi için mücadeleyi öyle sağlam bir şekilde yerleştirmiştir ki, bu prensip insanın içindeki tüm çekici arzuları ve rahatlık beklentisini alt eder.
– Marcus Tullius Cicero, Roma Cumhuriyeti, M.Ö 106 – 43
(Not: 2012 yılında Örsan Akbulut‘ Hoca’un ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi-Sosyal ve Siyasal Bağlamda Epistemoloji ve Metodoloji dersinde sorduğu soruya cevap olarak yazılan bir yazıdır.)

İyiyi kötüyü ayıran çizgi, devletlerin, sınıfların ya da siyasi partilerin arasından değil bütün insanların her birinin kalbinin içinden geçer. Bu çizgi sürekli değişir. Yıllar içinde titreşir. Ve kalbi kötülük tarafından ele geçirilmiş insanlarda bile, iyiliğe açılan küçük bir Köprübaşı kalıverir. – Aleksandr İsayev Soljenitsin, Sovyetler Birliği, 1918 – 2008

Dr. Bhimrao Ramji Ambedkar, Hindistan, 1891 – 1956
Toplum neden işlenen haksızlıklara, yolsuzluklara karşı bu kadar duyarsız veya millet iradesi neden kötünün peşinden gidiyor ve benzeri pek çok soru geçiyordur aklınızdan.
Okumaya devam etBu uzun bir yazı olacak. Sizi bir düşünce gezisine davet ettiğimi düşünün. Sorular sorduğum ve bunlara cevap olarak önermelerimi sunduğum bir yolculuk gibi biraz dolambaçlı ve biraz da yorucu.
Okumaya devam et
Özgürlüğü toplumsal olguların birbiriyle olan ilişkisi ve etkileşiminden yola çıkarak tanımlamaya çalıştığım Toplumsal Özgürlük Kuramı tanımlayan görsel. Grafikte bireyin özgürlüğünü üreten, şekillendiren ve kısıtlayan sosyal evrenini görüyorsunuz.
– Melih R. Çalıkoğlu
Uğur K.Yiğit, Dr.
Demem o ki: “600 yıldır devam eden bir hanedanın son üyesine” ve “onun işbirlikçiliğiyle ülkeyi işgale yeltenmiş” koca koca devletlerin hepsine birden başkaldırıyorsan silah arkadaşın olmaz. Karar çok hayati olduğunda diğer insanlar, dostların, senin için hayatını verebilecek her yakının, aslında senin kararını bekleyen edilgen birer ögeye dönüşürler. Etrafın ne kadar kalabalık olursa olsun tam karar anında, bir anlığına tek başına kalırsın.
Okumaya devam etResmi istatistiklere göre şu anda ülkemizde geçici koruma statüsünde 3 milyon 684 bin Suriyeli sığınmacı var. Bu sığınmacılar arasında yaşları 0 ile 9 yaş arasında olan 1 milyon 66 bin çocuk da bulunuyor (1). Bu çocukların çok büyük bir bölümünün Türkiye topraklarında doğduğu ve kendi anavatanlarını hiç görmemiş olduklarını tahmin edebiliriz. Suriyelilerin yanı sıra 173 bin Iraklı, 116 bin Afganistanlı ve 27 bin İranlı da ülkemize sığınmış durumda (2). Varlıklarını hepimizin gördüğü ve bildiği Afrikalı göçmenlerin sayısını ise hiçbir yerde bulamadım.
Okumaya devam etEflatun’un (Plato) M.Ö. 380 yılında (2.400 yıl önce) yazdığı “Devlet” isimli eserinden kısa bir alıntı. Okuyunca ilk akla gelen teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin insan denen varlığın, arzularının, güdülerinin, beklentilerinin ve çaresizliklerinin aynı kaldığı oluyor. Aynı sebeple ve aynı duygularla 24. yüzyıllık mesajların bugün aynen de geçerli olduğunu düşünebilirseniz. Ve böyle düşünmekle de yanılmazsınız. Düşünmek ise içinden kaçamayacağımız kendi hücremize dönüşüverir. Belki gerçekten de cehalet mutluluktur.
Okumaya devam et