What is wrong with the “greatest minds” and “us”?

Standart

Melih R. Çalıkoğlu, 29 Haziran 2019

Atina Okulu, Rafael, 1509 – 1511

Is there anything beyond Politics of Conflict?

That old endeavor, the diligent and never ending effort to explain man’s sociality, the search for the deepest meaning leading us to the inner  working of human society is the reason that worths the existence of all the great philosophers that man kind ever generated. 

The undeniable and the unimaginable discrepancies of man’s action as a social agent, his contradictions dashing between concepts of good and evil, just and unjust and the ramifications of his acts that redesign and reproduce the society he is within might be some of the concerns and reasons that caused so many intelligent people to devote their lifetime to the holy grail of explaining the “major” trends what defines a society, Could it be the inconclusiveness and unattainability of such a task  that made this endeavor such enticing to those big minds? 

Okumaya devam et

Devletin bir bedeni ve bir aklı var mıdır?

Standart

siyasetkahvesi_leviathan

Thomas Hobbes’un yüzyılları etkileyen kitabı Leviathan’ın kapağındaki gövdesi insanlardan oluşan devlet tasviri.

Melih R. Çalıkoğlu, 3 Mayıs 2019

“Bizans’ta devletin serveti ve yüksek kültürü, halk kitlelerinin yoksulluğu, hukuk yoksunluğu ve hürriyetsizliği bahasına sağlanmıştı.” Georg Ostrogovsky, Bizans Devleti Tarihi

İnsanlar kendi oluşturdukları sosyal kurguları sıklıkla biyolojik olgulara benzetir. Örneğin devlet denilen sosyal kurgu pek çok kişi tarafından “insan bedenine” benzetilir. Bu yaklaşıma göre devlet biz bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu hepimizin onun var olması için bir işleve sahip organlarını oluşturduğumuz bir tür canlıdır.

Okumaya devam et

Tek adam sistemi dertlerimize gerçekten derman olur mu?

Standart

Melih R. Çalıkoğlu, 17 Mart 2017

Facebook -sağ olsun!- bundan Tam iki yıl önce, Türkiye referandumla rejim değiştirmeden hemen önce yayınladığım bir tweet serisini bana tekrar hatırlattı. Toplumsallık ve tarihsellik açılarından “tek adam rejimi”nin neden işe yaramayacağını anlatmaya çalışmışım.

O dönem de yeni bir icatmış gibi sunulan bu çok “parlak” fikrin neden yanlış olduğunu anlatmaya çalışan çok oldu. Türkiye toplumunun az bir farkla da olsa bu eklektik ve çağ dışı sistemi kabul etmesiyle sonuçlanan süreçten görebildiğimiz gibi bu konuda başarılı olamamışız.

Okumaya devam et