
Totaliter rejim için ideal kişi, kendisini davaya kalpten adamış bir kişi değildir. Gerçekle hayal ürünü, doğruyla yanlış arasındaki farkı artık önemsemeyen kişidir.
– Hannah Arendt, Almanya, 1906 – 1975

Totaliter rejim için ideal kişi, kendisini davaya kalpten adamış bir kişi değildir. Gerçekle hayal ürünü, doğruyla yanlış arasındaki farkı artık önemsemeyen kişidir.
– Hannah Arendt, Almanya, 1906 – 1975

Toplumsal olanın belirsizliğine, geçişkenliğine ve değişkenliğine rağmen, ondan ayrı var olamayan insanın, “iyilik” ve “meşruluk” olarak kendine ve eylemlerine atfettiği değerlerin mutlak ve tartışılmaz olduğuna inanması yalnızca bir inançtır.
– M. R. Çalıkoğlu, Türkiye, 1972 –

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1862
Bir gün sokak kahvelerinden birinde 3 Temmuz tarihli bir gazete geçti elime. Baktım: Vichy’den (Fransa’da bir şehir) mektuplar. İmparator (III. Napolyon) Vichy’deydi o zaman; saraylılarda tabii; atlı, paytonlu gezilere çıkılıyordu. Gazetenin muhabiri tek tek anlatıyordu bunları. Şöyle başlıyordu:
Üstün yetenekli binici çoktur bizde. Bunların en ustasının, en yeteneklisinin kim olduğunu biliyorsunuz tabii. Yüce İmparatorumuz, saraylılarla birlikte at gezintisine çıkıyor her gün …

İnanç, belirli şartlarda süren var oluşuna bir anlam yüklemek ihtiyacı duyan bilincin, gerçekliğin özüne hiç ulaşamayacağı ve sürekli eksik veri ile çalışmak zorunda olduğu için çevresindeki tüm olgu ve olaylara atfettiği ve doğru kabul ettiği genellemelerdir.
– M. R. Çalıkoğlu, Türkiye, 1972 –



Jasques Ranciere
M.ö. 5. yüzyılda yaşamış olan tarih biliminin kurucusu Bodrumlu Herodot köleliğe, başkaldırıya ve kölelik ruhuna ilişkin ilginç bir hikaye anlatır. Hikaye halen hayatta olan 1940 doğumlu Fransız düşünürü Jasques Ranciere tarafından bir kitabından alıntılanmıştır. Politikanın aslında fakirler ve zenginlenden oluşan iki toplumsal sınıf arasında, fakirlerin kalabalık bir topluluk olarak toplumun tamamını temsil edermiş gibi sayılmaları ve gerçekten bir şey olan tek gurup olan zenginler tarafından düzenin devamı için nasıl yönetildiklerini anlatmak için bir örnek olarak kullanır bu hikayeyi.
Herodot bu hikayesinde -hikaye dediğimize bakmayın, muhtemelen yaşanmış bir olaydır- İskit kölelerinin isyanını anlatır.