
Çoğunluğun sınırsız gücüne inanmıyorum, çünkü çoğunluk despotizminin başka despotizmlerden farkı yoktur. Özgürlüğün ölçüsü ise azınlık durumundakilere nasıl davranıldığıdır.
– Aliya İzzetbegoviç, Bosna-Hersek, 1925 – 2003

Çoğunluğun sınırsız gücüne inanmıyorum, çünkü çoğunluk despotizminin başka despotizmlerden farkı yoktur. Özgürlüğün ölçüsü ise azınlık durumundakilere nasıl davranıldığıdır.
– Aliya İzzetbegoviç, Bosna-Hersek, 1925 – 2003

İçinde sürüklendiğmizi bu zehirli siyasal ortamdan kurtulmaya, medeni, farklılıklara saygılı ve uzlaşmacı yeni bir siyasi anlayışa ihtiyacımız var. Aynı gemide yaşıyoruz benzetmelerinin artık bir anlam ifade etmediği, nefretin, ayrıştırmanın, ahlaksızlığın, seviyesizliğin doruk yaptığı bu dönemde bir şeylerin düzelmesini isteyen bireyler olarak önce kendi evimizin önünü süpürerek işe başlayabiliriz.
Yeni çağın ve yeni siyasetin en etkili aracı ve ortamı olan Twitter’dan başlamaya ne dersiniz. Aşağıda verilen ilkeler ve sözler çerçevesinde sizler de #temiz_Twitter kampanyasına katılarak, olumlu bir dönüşüme katkı yapabilir, insanlara güzel örnek olabilirsiniz.
Böylece yepyeni bir siyasetin ve siyaset anlayışının doğmasına katkı yapmış olursunuz.
Kampanyaya katılmak için tek yapmanız gereken bundan sonra yapacağınız bütün Twitter paylaşımlarına #temiz_Twitter etiketini koymak olacak. Böylece siz de sözleşmede yer alan maddelere imza özen göstereceğinize söz vermiş olacaksınız.
Her bir maddenin kendine özel hashtagini de paylaşarak hem başkalarını ölçülü olmaya davet edebilir, hem de ilkeleri hatırlatabilirsiniz.
Kampanya bir Twitter anı olarak paylaşılmıştır. Bu linkten de ulaşabilir ve paylaşabilirsiniz.
SÖZLEŞMEYİ okuYazan : Osman Aydoğan
Orjinal Başlık : Yüzyıllar öncesinden gelen bir ses, bir mesaj, bir çığlık!
Kaynak : www.sehriyar.info
İlk Yayın Tarihi : 01 Haziran 2019
Aslında, Endülüs’ten başlayıp üç kıtayı dolanan ve Şam’da huzur bulan bir sestir, bir mesajdır, bir çığlıktır O. O ses, o mesaj, o çığlık şuydu;
‘’Bir zamanlar benim dinimden olmadığı için komşumu suçlardım.
Ama şimdi kalbim bütün biçimlere açık…
O artık ceylanlar için bir çayır,
keşişler için bir manastır,
puta tapıcı için bir mabet,
hacı için bir Kâbe,
Tevrat levhaları,
Kur’an kitabıdır.
Ben aşk dinini vazediyorum.
Ve hangi yöne yönelirse yönelsin,
bu din benim dinim,
benim imanımdır.’’


Totaliter rejim için ideal kişi, kendisini davaya kalpten adamış bir kişi değildir. Gerçekle hayal ürünü, doğruyla yanlış arasındaki farkı artık önemsemeyen kişidir.
– Hannah Arendt, Almanya, 1906 – 1975

Düşünürler, insanı olduğu gibi değil olmasını istedikleri gibi ele alırlar. Bu yüzden söyledikleri ancak ütopyalarda, ya da onlara hiç ihtiyaç duyulmayacak şairlerin altın çağında geçerli olabilir.
– Baruch Spinoza, Hollanda, 1632 – 1677

Toplumsal olanın belirsizliğine, geçişkenliğine ve değişkenliğine rağmen, ondan ayrı var olamayan insanın, “iyilik” ve “meşruluk” olarak kendine ve eylemlerine atfettiği değerlerin mutlak ve tartışılmaz olduğuna inanması yalnızca bir inançtır.
– M. R. Çalıkoğlu, Türkiye, 1972 –


Şehrin yalnızlaştırdığı insanlar ancak “Sosyal Hareketler” kanalıyla sosyal bağ kurabilir. Bu bağlar özel alanlarında “benzer yaşam biçimleri”, kamusal alanda ise “siyaset” vasıtasıyla oluşur. – Vincenzo Ruggiero, İtalya, 1950 –

Kendi “topluluğumuzun” içinde ve kendi insanlarımızla doğduğumuz andan itibaren iyi ya da kötü bir birliğin içindeyizdir. “Topluma” çıktığımızda ise yabancı bir ülkeye gitmiş gibi oluruz.
– Ferdinand Tönnies, Almanya, 1855 – 1936
“Bizans’ta devletin serveti ve yüksek kültürü, halk kitlelerinin yoksulluğu, hukuk yoksunluğu ve hürriyetsizliği bahasına sağlanmıştı.” Georg Ostrogovsky, Bizans Devleti Tarihi
İnsanlar kendi oluşturdukları sosyal kurguları sıklıkla biyolojik olgulara benzetir. Örneğin devlet denilen sosyal kurgu pek çok kişi tarafından “insan bedenine” benzetilir. Bu yaklaşıma göre devlet biz bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu hepimizin onun var olması için bir işleve sahip organlarını oluşturduğumuz bir tür canlıdır.
Okumaya devam et