Bilinç etrafına bir inanç kozası mı örer?

Galeri

siyaset_dusunuyoruz_Melih_Calikoglu_038

İnanç, belirli  şartlarda süren var oluşuna bir anlam yüklemek ihtiyacı duyan bilincin, gerçekliğin özüne hiç ulaşamayacağı ve sürekli eksik veri ile çalışmak zorunda olduğu için çevresindeki tüm olgu ve olaylara  atfettiği ve doğru kabul ettiği genellemelerdir.
– M. R. Çalıkoğlu, Türkiye, 1972 – 

Tek adam sistemi dertlerimize gerçekten derman olur mu?

Standart


Facebook -sağ olsun!- bundan Tam iki yıl önce, Türkiye referandumla rejim değiştirmeden hemen önce yayınladığım bir tweet serisini bana tekrar hatırlattı. Toplumsallık ve tarihsellik açılarından “tek adam rejimi”nin neden işe yaramayacağını anlatmaya çalışmışım.

O dönem de yeni bir icatmış gibi sunulan bu çok “parlak” fikrin neden yanlış olduğunu anlatmaya çalışan çok oldu. Türkiye toplumunun az bir farkla da olsa bu eklektik ve çağ dışı sistemi kabul etmesiyle sonuçlanan süreçten görebildiğimiz gibi bu konuda başarılı olamamışız.

Okumaya devam et

Bir kimlik siyaseti olarak İSLAMCILIĞIN sonu!

Standart

İnsan ve onun ürettiği her şey zaman ve mekanla bağlantılı ve bu iki çerçeveden kurtulması mümkün değil. İslamcılık da kendi zaman ve mekanına bağlı olar, Batı’nın medeniyet kuran çok kapsamlı ve tüm dünya geneline etki eden ve bütün toplumları dönüşüme zorlayan sosyal, kültürel, ekonomik ve felsefi hegomonik kudretine bir tepkiden başka bir şey değildi. Yani İslamcılık bu hegomonik yapıyla kurulan etkileşimli ilişkiye karşı üretilen  iki farklı tepkisel davranış olan “uyum sağla” (Batılılaş) ve “diren” (Doğulu kal) davranışlarından ikincisi yani bir “diren” davranışıdır ve özü itibariyle bir REAKSİYON’dan ibarettir.

Okumaya devam et