“Büyük Düşünürlerin” ve bizim sorunumuz nedir?

Standart

Melih R. Çalıkoğlu, 29 Haziran 2019

SİYASETİ ÇATIŞMA ÜZERİNDEN OKUMAK KADERİMİZ Mİ?

Atina Okulu, Rafael, İtalya, 1509 – 1511

Not: Makalenin ilk yazım dili olan İngilizce sürümüne BURADAN erişebilirsiniz.

Şu bizim eski uğraşımız, insanın toplumsallığını açıklama için sergilediğimiz gayretkeş ve hiç bitmeyen çaba, en derindeki anlamları arayışımızın insan toplumunun en derinlerde nasıl çalıştığını ortaya çıkarışımız insan oğlunun en büyük zihinlerinin, büyük düşünürlerin ve filozofların da var olmasını haklı kılan gerekçelerdir. 

Okumaya devam et

What is wrong with the “greatest minds” and “us”?

Standart

Melih R. Çalıkoğlu, 29 Haziran 2019

Atina Okulu, Rafael, 1509 – 1511

Is there anything beyond Politics of Conflict?

That old endeavor, the diligent and never ending effort to explain man’s sociality, the search for the deepest meaning leading us to the inner  working of human society is the reason that worths the existence of all the great philosophers that man kind ever generated. 

The undeniable and the unimaginable discrepancies of man’s action as a social agent, his contradictions dashing between concepts of good and evil, just and unjust and the ramifications of his acts that redesign and reproduce the society he is within might be some of the concerns and reasons that caused so many intelligent people to devote their lifetime to the holy grail of explaining the “major” trends what defines a society, Could it be the inconclusiveness and unattainability of such a task  that made this endeavor such enticing to those big minds? 

Okumaya devam et

Tarihe Mazeret Bırakmak: İslamcılığın Ötesinde Müslüman ve Siyaset

Standart

Yazan : Fahrettin Dağlı

Üçüncü Selim’in tahta çıkış töreni, 1789, Ressam: Konstantin Kapıdağlı, Topkapı Sarayı Müzesi

Yıllardır bazı yanlışları dile getirmeye çalışıyoruz. Ne kadar isabet edip etmediğimizi tarih yorumlayacak ve hakkını teslim edecek. 

Her şeyden önce maksadım, Allah’a ve ahiret gününe iman eden birisi olarak hesap gününe bir mazeret bırakmak… Bugüne dair sual sorulduğunda verilebilecek makul bir mazeretimiz olsun. Tıpkı israiloğullarının ‘Cumartesi Yasağı’na uymayan topluluğa ‘hakkı ve adaleti’ hatırlatanlara ‘Size ne oluyor? Bırakınız kim ne yaparsa yapsın, her kesin günahı kendisine’ diyenlere karşı ifade ettikleri; “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)…”

Okumaya devam et

Düşünce dünyanızı bir de İbnü’l Arabî penceresinden değerlendirin

Standart

Yazan : Osman Aydoğan
Orjinal Başlık : Yüzyıllar öncesinden gelen bir ses, bir mesaj, bir çığlık!
Kaynak : www.sehriyar.info
İlk Yayın Tarihi : 01 Haziran 2019


Aslında, Endülüs’ten başlayıp üç kıtayı dolanan ve Şam’da huzur bulan bir sestir, bir mesajdır, bir çığlıktır O. O ses, o mesaj, o çığlık şuydu;

‘’Bir zamanlar benim dinimden olmadığı için komşumu suçlardım.
Ama şimdi kalbim bütün biçimlere açık…
O artık ceylanlar için bir çayır,
keşişler için bir manastır,
puta tapıcı için bir mabet,
hacı için bir Kâbe,
Tevrat levhaları,
Kur’an kitabıdır.
Ben aşk dinini vazediyorum.
Ve hangi yöne yönelirse yönelsin,
bu din benim dinim,
benim imanımdır.’’

Kaynak : Geoffrey Morrison, Forbes.com
Okumaya devam et

Devletin bir bedeni ve bir aklı var mıdır?

Standart

siyasetkahvesi_leviathan

Thomas Hobbes’un yüzyılları etkileyen kitabı Leviathan’ın kapağındaki gövdesi insanlardan oluşan devlet tasviri.

Melih R. Çalıkoğlu, 3 Mayıs 2019

“Bizans’ta devletin serveti ve yüksek kültürü, halk kitlelerinin yoksulluğu, hukuk yoksunluğu ve hürriyetsizliği bahasına sağlanmıştı.” Georg Ostrogovsky, Bizans Devleti Tarihi

İnsanlar kendi oluşturdukları sosyal kurguları sıklıkla biyolojik olgulara benzetir. Örneğin devlet denilen sosyal kurgu pek çok kişi tarafından “insan bedenine” benzetilir. Bu yaklaşıma göre devlet biz bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu hepimizin onun var olması için bir işleve sahip organlarını oluşturduğumuz bir tür canlıdır.

Okumaya devam et

İmparatorun o güzel sesi!

Standart

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1862

Bir gün sokak kahvelerinden birinde 3 Temmuz tarihli bir gazete geçti elime. Baktım: Vichy’den (Fransa’da bir şehir) mektuplar. İmparator (III. Napolyon) Vichy’deydi o zaman; saraylılarda tabii; atlı, paytonlu gezilere çıkılıyordu. Gazetenin muhabiri tek tek anlatıyordu bunları. Şöyle başlıyordu:

Üstün yetenekli binici çoktur bizde. Bunların en ustasının, en yeteneklisinin kim olduğunu biliyorsunuz tabii. Yüce İmparatorumuz, saraylılarla birlikte at gezintisine çıkıyor her gün …

Okumaya devam et

İnançta Israr: Ya da Yanlışlığı İspatlanmış İnançlara Tutunma 

Standart
Andy Luttrell, 8 Kasım 2016
Geçen 2016 ABD seçimlerindeki pek çok şey gibi beni sosyal psikoloji alanında düşünmeye iten şeyler var. Seçimlerden sadece 11 gün önce FBI Hillary Clinton’un elektronik postalarıyla ilgili dosyalı yeniden açtıklarını belirten bir duyuru yayınladı. Anlaşılan “yeni bazı delliler vardı ve bunlar bir kamu oyu açıklaması yapmak için yeterliydi.

Okumaya devam et

Tek adam sistemi dertlerimize gerçekten derman olur mu?

Standart

Melih R. Çalıkoğlu, 17 Mart 2017

Facebook -sağ olsun!- bundan Tam iki yıl önce, Türkiye referandumla rejim değiştirmeden hemen önce yayınladığım bir tweet serisini bana tekrar hatırlattı. Toplumsallık ve tarihsellik açılarından “tek adam rejimi”nin neden işe yaramayacağını anlatmaya çalışmışım.

O dönem de yeni bir icatmış gibi sunulan bu çok “parlak” fikrin neden yanlış olduğunu anlatmaya çalışan çok oldu. Türkiye toplumunun az bir farkla da olsa bu eklektik ve çağ dışı sistemi kabul etmesiyle sonuçlanan süreçten görebildiğimiz gibi bu konuda başarılı olamamışız.

Okumaya devam et

Bir kimlik siyaseti olarak İSLAMCILIĞIN sonu!

Standart

Melih R. Çalıkoğlu, 10 Mart 2019

İnsan ve onun ürettiği her şey zaman ve mekanla bağlantılı ve bu iki çerçeveden kurtulması mümkün değil. İslamcılık da kendi zaman ve mekanına bağlı olar, Batı’nın medeniyet kuran çok kapsamlı ve tüm dünya geneline etki eden ve bütün toplumları dönüşüme zorlayan sosyal, kültürel, ekonomik ve felsefi hegomonik kudretine bir tepkiden başka bir şey değildi. Yani İslamcılık bu hegomonik yapıyla kurulan etkileşimli ilişkiye karşı üretilen  iki farklı tepkisel davranış olan “uyum sağla” (Batılılaş) ve “diren” (Doğulu kal) davranışlarından ikincisi yani bir “diren” davranışıdır ve özü itibariyle bir REAKSİYON’dan ibarettir.

Okumaya devam et

Ya köleliğe alıştıysanız!

Standart

Jasques Ranciere

M.ö. 5. yüzyılda yaşamış olan tarih biliminin kurucusu Bodrumlu Herodot köleliğe, başkaldırıya ve kölelik ruhuna ilişkin ilginç bir hikaye anlatır. Hikaye halen hayatta olan 1940 doğumlu Fransız düşünürü Jasques Ranciere tarafından bir kitabından alıntılanmıştır. Politikanın aslında fakirler ve zenginlenden oluşan iki toplumsal sınıf arasında, fakirlerin kalabalık bir topluluk olarak toplumun tamamını temsil edermiş gibi sayılmaları ve gerçekten bir şey olan tek gurup olan zenginler tarafından düzenin devamı için nasıl yönetildiklerini anlatmak için bir örnek olarak kullanır bu hikayeyi. 

Herodot bu hikayesinde -hikaye dediğimize bakmayın, muhtemelen yaşanmış bir olaydır- İskit kölelerinin isyanını anlatır.

Okumaya devam et