Atalarınızın Günahlarını ve Suçlarını Üstlenmek Zorunda Değilsiniz

Standart

Birinci Dünya Savaşı’ndan şahsen duyduğum dört hikâye paylaşacağım. İkisi Kürt arkadaşlarımdan duyduğum, biri ise kendi aile tarihimden. Bu hikâyeler, savaşın acımasızlığını, komşuların nasıl düşmana dönüştüğünü ve insanlık adına neleri kaybettiğimizi anlamak ve daha önemlisi tarihe daha önceden bakmayı hiç düşünmediğiniz “vicdan” penceresinden bakmak için bir pencere açmış olsun.

Okumaya devam et

Derin Hukuksuzluklar Türkiye Siyasal Toplumunun Dönüşümü İçin Bir Fırsat Olur mu?

Standart

Vicdan ve İnsanlık

Vicdan, konuşulması zor ve derin bir konudur. Örneğin, birisini öldüren bir insanın benzer ya da daha kötü bir şekilde öldürülmesi, içimizde bir rahatlama hissi yaratabilir mi? Kötülük yaptığını bildiğimiz bir insanın kendi maruz kalacağı kötülüklerin içimizde yarattığı serinlik, vicdan sayılabilir mi? Bunlar kolay cevaplanacak sorular değildir. Zaten insanlık da kolay bir şey değildir.

Okumaya devam et

Sizin gibi tercihler yapıp, sizin gibi karar veren dijital kopyanıza hazır mısınız?

Standart

Stanford Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, bireylerin karakterlerini dijital olarak kopyalayan bir yeni bir yöntem geliştirdi ve kişilerin karakterlerini % 85 doğrulukla kopyalamayı başardı.

Okumaya devam et

Modern Çağın Tanrıları: Devletlerin ilahi Ellerinde Yapay Zekâ’nın Rolü

Standart

Dikkat! Bu makale, insanlık tarihi, inanç sistemleri, siyaset ve teknoloji gibi konuları ontolojik bir bakış açısıyla ele alan çeşitli bir içeriğe sahiptir. Alışılmadık gelebilir, fakat bu konulara derinlemesine dalmanın önemli olduğunu savunuyorum. Yapay zekâ çağında, zamanımızın karmaşıklığını anlamak için en güçlü aracın hâlâ zihnimiz olduğu düşüncesiyle başlayalım …

Okumaya devam et

Ne Kadar Özgürüz? Hiç Düşündünüz mü?

Standart

Demokratik düzenleri kendi zihinsel yapısını özgür bir şekilde oluşturabilen, istediğine özgür bir şekilde inanabilen ve düşüncelerini toplumla özgür bir şekilde paylaşabilen bireylerden oluştuğu var sayılır. Hemen hemen herkes ne kadar özgür olduğunu, ne kadar özgür olmak istediğini ve özgürlüğünü nelerin, nasıl kısıtladığını bilir ve toplumsal davranışlarını ona göre belirler. Yaşadığı baskılara, ve kendi davranışlarını isteğine rağmen ne kadar kısıtladığına bakarak ülkesindeki siyasal rejime ilişkin baskı ve özgürlük üzerinden zihninde bir algı oluşturur. 

Toplumsal Özgürlüğün Görselleştirilmesi
Okumaya devam et

Eksiklik, Önyargılar, Kimlikler ve Kültür!

Standart
  • Yazan: Ahmad Hijazi
  • Kaynak: Ahijazi
  • Orijinal Yayın Tarihi: 24 Temmuz 2024
  • Tercüme : ChatGPT

Yaklaşık Düşünme ve Ulusal Kimlikler : Ben Harika’yım!

Kültür nasıl anlamayı ve yaratıcılığı destekleyen bir güçten, tembelliği teşvik eden ve yansıyan zaferle gururlananları (BIRGERS) cesaretlendiren sınırlayıcı bir güce dönüşür? Yaklaşık Düşünme ve Kimlikler arasında ilginç bir ilişki vardır. Aşağıdaki tartışma, “Fuzzy on the Dark Side” adlı eserden bölümler temel alınarak yapılmıştır.

Okumaya devam et

Epistenomik Bariyerin Aşılması: Yapay Zeka Çağının İkinci Yılı

Standart

Bir yıl önce paylaştığım “İNSAN ZİHNİNİN EPİSTENOMİK SINIRI VE YAPAY ZEKA İLE YENİ BİR MİLAT” başlıklı makaleyi (https://siyasetkahvesi.net/2023/12/02/insan-zihninin-epistenomik-siniri-ve-yapay-zeka-ile-yeni-bir-milat/) yeniden paylaşmak istiyorum. Bu yazıda, yapay zekanın bilişsel kapasitemiz üzerindeki derin etkisini ve zekanın ergonomisi anlamında kullandığım yeni bir terim olan “epistenomik” kavramını tartışıyorum.

Okumaya devam et

HİÇLER PARTİSİ’NİN SEÇİMİ

Standart

Aslında biliyorsunuz: Ondan başka kimsenin pek bir suçu yok. Yani yerel seçimlerdeki başarısızlık konusunda. Her başarıyı, “göklerden gelen bir karar” diyerek üzerine alınan kişi başarısızlığın da sahibi. Zamanında AKP Grup Başkanvekili olan Bülent Turan söylemişti zaten, “Erdoğan olmasa biz bir hiçiz!” diye. Biz onları onlardan daha iyi bilecek değiliz. Hepsi birer hiç onların ve hiçlerin kusuru olmaz.

Okumaya devam et

Japon Toplumunda Zıhar

Standart

Medine sakinlerinden Havle binti Sa‘lebe kocasının kendisini “zıhar” ile boşaması üzerine Peygambere şikayette bulundu: Gençliğini verdiği, çocuklarını doğurduğu kocası onu boşayarak yaşlılığıyla başbaşa bırakmıştı. Zıhar, erkeğin eşine, “Senin sırtın bana annemin sırtı gibidir” demesinden ibaret olan, kadının kendini aniden sokakta bulduğu acımasız ve kesin bir boşama şekliydi. Havle’nin başına da işte bu gelmişti.

Peygamber zıhar konusunda yapacak birşeyi olmadığını söyledi. Bunun üzerine onunla da tartışan Havle doğrudan Allah’a seslenerek, “sıkıntısını bir vahiyle çözmesini” talep etti ondan. Peygamberle tartışıp, “Madem sen çözmüyorsun ben de doğrudan Allah’a açarım konuyu!” diyebilmek bugün kulağa nasıl geliyor bilmiyorum ama o günlerde vardı böyle şeyler ve işe de yaradı. Mücadele suresinin bazı ayetleri işte böyle indi:

Okumaya devam et